Tüketicilerin büyük bütçeler ayırarak ve güven duyarak satın aldıkları sıfır kilometre araçlarda, teslimden kısa bir süre sonra veya kullanım aşamasında ortaya çıkan üretim kaynaklı arızalar, otomotiv sektöründe en sık karşılaşılan hukuki uyuşmazlıkların başında gelmektedir. Özellikle son teknoloji ile donatılmış modern araçlarda ortaya çıkan motor, şanzıman, elektronik aksam veya boya hataları, aracın beklenen faydasını ortadan kaldırmakta ve tüketici nezdinde derin bir mağduriyet yaratmaktadır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), bu gibi durumlarda zayıf konumda olan tüketiciyi korumak amacıyla geniş ve emredici hükümler ihdas etmiştir. Bu yazımızda, sıfır kilometre araçlarda ayıp nedeniyle tüketicinin en güçlü silahı olan “ayıpsız misliyle değişim” hakkını, yargılama sürecinde aracın kullanım durumunu ve vergi/sigorta yükümlülüklerinin akıbetini Yargıtay içtihatları ışığında detaylıca inceleyeceğiz.
6502 Sayılı Kanun Kapsamında Tüketicinin Seçimlik Hakları
Satışa konu edilen bir aracın, ambalajında, kılavuzunda veya reklamlarında belirtilen nitelikleri taşımaması ya da kullanım amacı bakımından değerini ve tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içermesi hukuken “ayıp” olarak nitelendirilir. TKHK madde 11 uyarınca, malın ayıplı çıkması durumunda tüketicinin dört adet seçimlik hakkı bulunmaktadır:
-
Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme (Bedel İadesi),
-
Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
-
Masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
-
İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme.
Tüketici, bu haklardan dilediğini seçmekte tamamen özgürdür. Satıcı, üretici veya ithalatçı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle müteselsilen (zincirleme) yükümlüdür.
“Ayıpsız Misli İle Değişim” Talebinin Şartları ve Yargıtay İçtihatları
Uygulamada, artan araç fiyatları ve enflasyonist ortam göz önüne alındığında, tüketiciler açısından en rasyonel ve adil çözüm genellikle “aracın ayıpsız misli ile (sıfırıyla) değiştirilmesi” talebidir. Bedel iadesi talep edildiğinde, yıllar süren yargılama neticesinde alınacak fatura bedeli, güncel piyasa rayicinin çok altında kalarak yeni bir mağduriyet yaratmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu (HGK) kararlarında istikrarlı olarak vurgulandığı üzere; araçtaki ayıbın üretim kaynaklı (gizli ayıp) olduğunun bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi halinde, tüketici misliyle değişim hakkını kullanabilir. Satıcının veya distribütörün “bu ayıp onarımla giderilebilir, motoru veya şanzımanı değiştirelim” şeklindeki savunmaları, tüketici bu onarımı kabul etmediği sürece hukuken geçersizdir. Tüketici, sıfır kilometre aldığı bir aracın ana parçalarının değiştirilmesini ve aracın değer kaybına uğramasını sineye çekmek zorunda bırakılamaz.
Dava Sürecinde Aracın Kullanımı, MTV ve Sigorta Poliçelerinin Akıbeti
Misliyle değişim davalarında yargılama süreçleri (yerel mahkeme sürecinde keşif ve bilirkişi incelemeleri, istinaf ) uzun yıllara yayılabilmektedir. Bu uzun bekleme süresi içinde tüketicinin aracı kullanmaya devam edip edemeyeceği ve araca ait Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), zorunlu trafik sigortası ve kasko gibi sabit giderlerin kimin üzerinde kalacağı, en çok ihtilaf yaratan teknik konulardan biridir.
Yargıtay içtihatlarına göre; tüketicinin dava devam ederken mecburi olarak aracı kullanmaya devam etmesi, ayıbı kabul ettiği veya değişim hakkından feragat ettiği anlamına gelmez. Ancak, dava sürecinde tüketici adına tescilli olan bu aracın her türlü vergi (MTV) ve sigorta yükümlülüğü resmi olarak tüketicinin sorumluluğundadır. Bu süreçlerin sekteye uğramaması için vergi ödemelerinin ve sigorta yenilemelerinin dava bitene kadar düzenli takip edilmesi büyük önem taşır.
İcra Aşaması: Üretimi Duran Araçların Durumu
Mahkemece aracın misliyle değişimine karar verilip karar kesinleştiğinde, icra aşamasında sıklıkla karşılaşılan bir diğer engel, dava konusu aracın ilgili model yılının veya donanım paketinin artık üretilmiyor olmasıdır. İcra ve İflas Kanunu (İİK) madde 24 bu durumu açıkça düzenlemiştir. Aracın birebir misli bulunamıyorsa, İcra Dairesi tarafından aracın karar tarihindeki güncel ikinci el değeri değil; o aracın muadili olan yeni ve aynı donanımdaki aracın güncel piyasa değeri tespit edilir ve bu bedel borçludan (satıcı/distribütör) tahsil edilir.
Özetle, sıfır araçlarda ayıp nedeniyle açılacak davalar, teknik bilirkişi raporlarının doğru yorumlanmasını, dava açılmadan önce usulüne uygun ihtarnamelerin keşidesini ve icra aşamasındaki karmaşık değer tespit prosedürlerinin profesyonelce yürütülmesini gerektiren, uzmanlık isteyen süreçlerdir.
📌 Sıkça Sorulan Sorular
1. Sıfır aracımda hata çıktı, doğrudan dava açabilir miyim? Tüketici Mahkemelerinde dava açmadan önce, uyuşmazlık miktarının (araç değerinin) her yıl belirlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde doğrudan dava açılabilir. Ancak uyuşmazlık Tüketici Hakem Heyeti sınırları içindeyse, önce heyete başvurulması yasal bir zorunluluktur. Günümüzde sıfır araç bedelleri hakem heyeti sınırlarının çok üzerinde olduğundan, kural olarak dava şartı arabuluculuk sürecinden sonra Tüketici Mahkemelerinde dava açılmaktadır.
2. Aracımdaki arızanın “gizli ayıp” olduğu nasıl ispatlanır? Ayıbın kullanım hatasından mı yoksa fabrikasyon (üretim) hatasından mı kaynaklandığı, mahkemece atanacak bilirkişiler tarafından yapılacak teknik inceleme sonucunda düzenlenecek rapor ile ispatlanır.
3. Dava devam ederken ayıplı aracı kullanabilir miyim? Evet, kullanabilirsiniz. Aracın dava süresince kullanılması, hukuken ayıbın benimsendiği anlamına gelmez. Zira yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle tüketicinin aracı otoparkta çürütmesi beklenemez.
4. Aracın yenisiyle değiştirilmesi kararı çıkarsa, eski aracımdaki kasko ve vergiler ne olacak? Aracın devri ve tescili satıcıya geçene kadar doğan MTV ve zorunlu sigorta primleri araç malikine aittir. Ancak kusursuz olan tüketici, misliyle değişim veya sözleşmeden dönme süreçlerinde uğradığı zararlar varsa ayrıca talep etme hakkına sahiptir.
5. İstediğim misliyle değişim kararı çıktı ama o model artık üretilmiyor, ne yapmalıyım? Bu durumda İcra Müdürlüğü aracılığıyla, aracınızın sahip olduğu donanım özelliklerine sahip en yakın güncel “sıfır” modelin bedeli tespit edilir ve bu güncel bedel üzerinden tahsilat işlemi gerçekleştirilir.